Ameliyatsız Varis Tedavisi
Ameliyatsız varis tedavisi, bacaklarda oluşan genişlemiş ve kıvrımlı toplardamarların klasik açık cerrahi uygulanmadan tedavi edilmesini amaçlayan yöntemleri ifade eder. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte lazer, radyofrekans, skleroterapi ve çeşitli damar içi uygulamalar sayesinde birçok varis vakasında büyük cerrahi kesilere ihtiyaç duyulmadan işlem yapılabilmektedir.
Varis yalnızca estetik bir problem değildir. Bazı kişilerde bacak ağrısı, ağırlık hissi, gece krampları, kaşıntı, şişlik, yanma ve ileri dönemlerde cilt değişiklikleri gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu nedenle tedavi planı yalnızca damarların görüntüsüne göre değil, kişinin şikâyetlerine ve toplardamar sistemindeki dolaşım bozukluğuna göre oluşturulmalıdır.
Doç. Dr. Selim Aydın, ameliyatsız varis tedavisi planlanırken öncelikle hastanın damar yapısının ve toplardamarlardaki kaçakların ayrıntılı şekilde değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirtmektedir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Nedir?
Ameliyatsız varis tedavisi, sorunlu toplardamarların cerrahi olarak çıkarılması yerine damar içerisinden kapatılması veya küçültülmesi esasına dayanır.
Bu yöntemlerde genellikle ultrason eşliğinde ince bir iğne veya kateter yardımıyla problemli damara ulaşılır. Ardından kullanılan yönteme göre damar lazer enerjisi, radyofrekans enerjisi, özel ilaçlar veya farklı damar kapatma teknikleri ile devre dışı bırakılır.
Kapatılan damardaki kan dolaşımı zamanla sağlıklı toplardamarlara yönlendirilir.
Varis Neden Oluşur?
Bacaklardaki toplardamarların içinde kanın kalbe doğru ilerlemesini sağlayan küçük kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi durumunda kan aşağı doğru geri kaçabilir.
Bu durum damar içerisinde basınç artmasına ve damarların zaman içerisinde genişlemesine neden olabilir.
Varis gelişimini artırabilen faktörler arasında:
- Genetik yatkınlık
- Uzun süre ayakta çalışma
- Uzun süre hareketsiz oturma
- Gebelik
- Fazla kilo
- İleri yaş
- Hormonal değişiklikler
- Hareketsiz yaşam tarzı
- Toplardamar kapaklarında yetmezlik
yer alabilir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tedavi öncesinde genellikle renkli Doppler ultrason ile bacak toplardamarları değerlendirilir. Doppler ultrason sayesinde hangi damarların genişlediği ve hangi damarlarda geri kaçış bulunduğu belirlenebilir.
Doç. Dr. Selim Aydın tarafından yapılacak klinik değerlendirme ve Doppler ultrason incelemesinin ardından hastaya uygun tedavi yöntemi belirlenebilir.
Ameliyatsız tedaviler çoğunlukla lokal anestezi altında uygulanabilir. İşlemin türüne göre hasta kısa süre içerisinde yürüyebilir ve günlük yaşamına dönebilir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Yöntemleri Nelerdir?
Endovenöz Lazer Tedavisi
Endovenöz lazer tedavisi, varis tedavisinde kullanılan damar içi yöntemlerden biridir.
Ultrason eşliğinde problemli toplardamarın içerisine ince bir lazer fiberi yerleştirilir. Lazer enerjisi damar duvarına uygulanarak damarın kapanması sağlanır.
Zaman içerisinde kapatılan damar vücut tarafından küçültülür ve kan dolaşımı sağlıklı damarlara yönlendirilir.
Lazer tedavisinin önemli avantajlarından biri büyük cerrahi kesiler gerektirmemesidir.
Radyofrekans ile Varis Tedavisi
Radyofrekans yöntemi çalışma prensibi açısından endovenöz lazer tedavisine benzer.
Problemli toplardamarın içerisine ince bir kateter yerleştirilir. Kateter aracılığıyla kontrollü radyofrekans enerjisi uygulanarak damar duvarının kapanması sağlanır.
Radyofrekans tedavisi özellikle büyük yüzeyel toplardamarlardaki venöz yetmezliğin tedavisinde kullanılabilmektedir.
Köpük Skleroterapi
Köpük skleroterapi varis tedavisinde sık kullanılan yöntemlerden biridir.
Tedavi sırasında özel bir sklerozan ilaç köpük haline getirilerek problemli damarın içerisine enjekte edilir. İlaç damar duvarının birbirine yapışmasını ve zamanla damarın kapanmasını sağlar.
Ultrason eşliğinde gerçekleştirildiğinde daha derindeki belirli varis damarlarına da uygulanabilir.
Skleroterapi
Skleroterapi özellikle küçük varisler ve kılcal damarların tedavisinde tercih edilebilir.
İnce bir iğne aracılığıyla damar içerisine özel ilaç enjekte edilir. Tedavi edilen damar zamanla küçülerek görünürlüğünü kaybedebilir.
Bazı hastalarda istenilen sonucun elde edilmesi için birden fazla seans gerekebilir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Kimlere Uygulanabilir?
Her varis hastasına aynı tedavi uygulanmaz.
Ameliyatsız varis tedavileri özellikle:
- Bacaklarında belirgin varis bulunanlarda
- Gün içerisinde bacak ağrısı yaşayanlarda
- Bacaklarda ağırlık hissi olanlarda
- Ayak bileğinde veya bacakta şişlik yaşayanlarda
- Gece krampları bulunanlarda
- Venöz yetmezlik tespit edilenlerde
- Doppler ultrason ile toplardamar kaçağı belirlenenlerde
değerlendirilebilir.
Tedavi seçimi varisin çapına, bulunduğu damara ve venöz yetmezliğin derecesine göre değişebilir.
Ameliyatsız Varis Tedavisinin Avantajları Nelerdir?
Geleneksel varis ameliyatlarıyla karşılaştırıldığında uygun hastalarda ameliyatsız yöntemlerin bazı avantajları bulunabilir.
Bunlardan bazıları:
- Büyük cerrahi kesi yapılmaması
- Lokal anesteziyle uygulanabilmesi
- Hastanede yatış ihtiyacının düşük olması
- Günlük hayata daha hızlı dönüş
- Daha az yara izi oluşması
- İşlem sonrasında erken yürüyebilme
- Tedavinin ultrason kontrolünde gerçekleştirilebilmesi
şeklinde sıralanabilir.
Bununla birlikte her hastada aynı sonuçların alınacağı söylenemez.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Ağrılı Mıdır?
Ameliyatsız varis tedavilerinde genellikle lokal anestezi kullanıldığı için işlem sırasında hissedilen rahatsızlık sınırlı olabilir.
Tedaviden sonra birkaç gün boyunca hafif hassasiyet, gerginlik veya morarma oluşabilir.
Bu şikâyetler uygulanmış olan tedavi yöntemine ve kişinin damar yapısına göre değişiklik gösterebilir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Tedaviden sonra hastaların çoğu kısa süre içerisinde yürümeye başlayabilir.
Doktorun önerisine göre belirli bir süre varis çorabı kullanılması gerekebilir.
Tedavi sonrasında genel olarak:
- Düzenli yürüyüş yapılması
- Uzun süre hareketsiz kalınmaması
- Doktorun önerdiği varis çorabının kullanılması
- İşlem bölgesinin kontrol edilmesi
- Kontrol randevularının aksatılmaması
önerilebilir.
Doç. Dr. Selim Aydın, tedavi sonrası kontrol Doppler ultrasonlarının yapılan işlemin etkinliğinin değerlendirilmesinde önemli olabileceğini belirtmektedir.
Ameliyatsız Varis Tedavisinden Sonra Varis Tekrarlar Mı?
Tedavi edilen damar başarılı şekilde kapatılsa bile zaman içerisinde farklı toplardamarlarda yeni varisler gelişebilir.
Bunun temel nedeni varise yol açan genetik yatkınlığın veya toplardamar yetmezliğinin devam edebilmesidir.
Bu nedenle varis tedavisi sonrasında düzenli kontrol önem taşır.
Kilo kontrolü, düzenli yürüyüş, uzun süre ayakta veya hareketsiz kalmamak ve doktorun önerilerine uymak yeni varislerin gelişme riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Ne Kadar Sürer?
İşlem süresi kullanılan yönteme ve tedavi edilecek damarların sayısına göre değişebilir.
Bazı işlemler yaklaşık 30-60 dakika içerisinde tamamlanabilirken daha kapsamlı tedaviler daha uzun sürebilir.
Çoğu ameliyatsız varis tedavisinde hasta aynı gün evine dönebilir.
Varis Tedavisinde Doppler Ultrason Neden Önemlidir?
Varislerin dışarıdan görünen kısmı her zaman hastalığın esas kaynağı değildir.
Damar içerisindeki kapak yetmezliği ve kanın geri kaçışı Doppler ultrason ile değerlendirilebilir.
Uluslararası damar hastalıkları kılavuzlarında da semptomatik varislerin değerlendirilmesinde duplex ultrason önemli bir tanı yöntemi olarak yer almaktadır.
Bu nedenle yalnızca görünen damarları tedavi etmek yerine varise neden olan ana toplardamar probleminin belirlenmesi önemlidir.
Ameliyatsız Varis Tedavisi İçin Hangi Yöntem Daha Uygundur?
Tek bir yöntem bütün varis hastaları için en uygun seçenek değildir.
Damarın çapı, bulunduğu bölge, toplardamardaki kaçak seviyesi ve hastanın genel sağlık durumu değerlendirilmelidir.
Güncel kılavuzlarda endovenöz termal ablasyon yöntemleri, köpük skleroterapi ve diğer damar içi uygulamalar varis tedavisinde kullanılan seçenekler arasında yer almaktadır.
Doç. Dr. Selim Aydın, ameliyatsız varis tedavisi öncesinde ayrıntılı damar muayenesi ve Doppler ultrason değerlendirmesi yapılarak kişiye özel tedavi planlanmasının önemli olduğunu vurgulamaktadır.