Venöz stent uygulaması, toplardamar hastalıklarının tedavisinde devrim yaratan bir yöntem olarak günümüzde sıklıkla tercih edilmektedir. Özellikle derin ven trombozu, May-Thurner sendromu ve post-trombotik sendrom gibi hastalıklarda büyük rahatlama sağlayan bu uygulama, hastaların yaşam kalitesini artırmakta önemli rol oynamaktadır. Bu makalede venöz stent uygulamasını tüm detaylarıyla ele alacağız.
Doç. Dr. Selim Aydın, bu konuda uzun yıllardır çalışan ve birçok başarılı uygulamaya imza atmış bir isimdir. Deneyimi ve bilimsel katkılarıyla bu alanda önemli bir referans noktası olmuştur.
Venöz sistem, vücuttaki kirli kanı kalbe taşıyan damarlardan oluşur. Bu sistemin sağlıklı çalışması, kan dolaşımının dengeli ve düzgün olmasını sağlar. Venöz sistemin bozulması durumunda, bacaklarda şişlik, ağrı, renk değişiklikleri ve hatta yara oluşumları meydana gelebilir. İşte bu tür durumlarda venöz stent uygulaması devreye girer.
Venöz stent, toplardamarda meydana gelen daralma veya tıkanıklığı açmak için kullanılan küçük, metalik bir tüptür. Bu stentler, damar içine yerleştirilerek sürekli açık kalmasını sağlar. Böylece kanın serbestçe akması sağlanır. Arteriyel stentlerden farklı olarak venöz stentler daha geniş çapa sahip olabilir ve uzunluğu daha fazla olabilir.
Doç. Dr. Selim Aydın, venöz stentlerin seçiminde hastaya özel parametrelerin dikkate alınması gerektiğini vurgular. Damarın çapı, uzunluğu, tıkanıklığın yeri ve nedeni bu seçimde belirleyicidir.
Bu gibi durumlarda damardaki tıkanıklık yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Bu tıkanıklığın ilaçlarla açılması mümkün olmadığında veya kalıcı bir çözüm gerektiğinde stent uygulaması tercih edilir.
Stent uygulaması öncesi detaylı bir damar değerlendirmesi yapılması gerekir. Bu değerlendirme için genellikle aşağıdaki yöntemler kullanılır
Bu görüntüleme yöntemleriyle damarın tıkanıklık derecesi ve uzunluğu belirlenir. Doç. Dr. Selim Aydın, bu süreçte multidisipliner yaklaşımın önemini vurgular. Kardiyoloji, radyoloji ve damar cerrahisi birimlerinin birlikte çalışması başarıyı artırır.
Bu işlem genellikle 1-2 saat sürer ve çoğu hasta aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir.
Stent yerleştirildikten sonra hastanın belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. İlk yıl boyunca sık aralıklarla Doppler ultrasonografi yapılır. Ayrıca hastaya kan sulandırıcı ilaçlar verilir. Bu ilaçların kullanımı, genellikle 6-12 ay sürer. Nadiren ömür boyu kullanım gerekebilir.
Doç. Dr. Selim Aydın, hastaların işlem sonrası hareket etmelerinin kan akışını artırdığını ve stentin açık kalmasına katkı sağladığını belirtir.
Her tıbbi işlemde olduğu gibi venöz stent uygulamasında da bazı riskler vardır. Bu riskler şunlardır.
Kanama
Bu komplikasyonların görülme olasılığı oldukça düşüktür. Doğru planlama ve deneyimli hekimlerle yapılan uygulamalarda başarı oranı %90’ın üzerindedir.
Venöz stent uygulamalarında uzun dönem sonuçlar genellikle başarılıdır. Yapılan çalışmalarda 5 yıllık açıklık oranı %80’in üzerindedir. Özellikle May-Thurner sendromu gibi anatomik nedenli tıkanıklıklarda başarı daha yüksektir.
Doç. Dr. Selim Aydın, bu başarıda hasta uyumunun ve düzenli kontrollerin önemine dikkat çeker. Özellikle ilk 6 ayda düzenli takip yapılması, stent içinde pıhtı oluşumunu engellemek açısından hayati öneme sahiptir.
Piyasada çeşitli markalara ve özelliklere sahip venöz stentler bulunmaktadır. Genel olarak stentler ikiye ayrılır.
Venöz sistemde genellikle self-expanding stentler tercih edilir. Bu stentler damar hareketlerine ve dış basılara daha dayanıklıdır. Doç. Dr. Selim Aydın, stent seçiminin hasta bazında yapılması gerektiğini ve deneyimli merkezlerin bu konuda daha doğru tercihler yaptığını vurgular.
Stent uygulaması sonrası hastaların bacak şişliği, ağrı, yürüyememe gibi şikayetlerinde belirgin azalma gözlenir. Özellikle aktif iş yaşamı olan kişilerde işlem sonrası dönemde hızlı iyileşme sağlanması büyük avantajdır. Ayrıca venöz ülser gibi kronik yaraların iyileşme süresi de kısalır.
Doç. Dr. Selim Aydın, stent uygulamasının sadece bir damar açma işlemi olmadığını; kişinin yaşam kalitesine doğrudan etki eden bir müdahale olduğunu belirtir.
Stent uygulamasının alternatifi olan bazı tedavi yöntemleri de mevcuttur. Bunlar şunlardır
Ancak bu yöntemlerin çoğu ya daha invazivdir ya da stent kadar kalıcı çözüm sunmaz. Bu nedenle venöz stent uygulaması çoğu hasta için en uygun tedavi seçeneğidir.
Türkiye’de son yıllarda venöz stent uygulamaları giderek yaygınlaşmaktadır. Bu konuda uzmanlaşmış merkezler ve deneyimli hekimler sayesinde başarı oranları oldukça yüksektir.
Doç. Dr. Selim Aydın, Türkiye’deki uygulamaların Avrupa standartlarında yapıldığını, hatta bazı merkezlerin uluslararası literatüre katkı sağlayacak düzeyde olduğunu ifade eder.
Venöz stent uygulaması, toplardamar hastalıklarında güvenli ve etkili bir tedavi seçeneğidir. Doğru hasta seçimi, uygun teknik ve düzenli takip ile başarı oranı oldukça yüksektir. Bu alanda uzmanlaşmış hekimler ve merkezler sayesinde hastalar hem kısa vadede hem de uzun vadede olumlu sonuçlar elde edebilmektedir.
Doç. Dr. Selim Aydın, bu alandaki bilgi ve deneyimiyle hem hastalara hem de meslektaşlarına yol gösterici olmaya devam etmektedir.
Eğer siz de venöz stent uygulaması hakkında detaylı bilgi almak ya da bir değerlendirme yaptırmak isterseniz, alanında uzman bir hekimle görüşmeniz tavsiye edilir.